Anne mi oldum şimdi?!

Dün bıraktığım yerden devam edeyim … Demirciğimiz doğdu, bebek sarılığı gibi ufak bir sıkıntı sonrası gecemiz gündüzümüze karışan bir uyku sistemine başladık. Meğer bu bebekler nörolojik olarak uzun süre uyur halde kalamazmış. Kitaplarda okumuştum okumasına da insan ancak ve ancak başına gelince anlıyor olayın vehametini. Şimdi çok da abartmayalım, zevkli tabi o kuş kadar şeyin herşeyi olmak.

Ama itiraf edeyim doğum sonrası kucağına çocuğunu alıp aman Allahım işte hayatın anlamı bu diyen annelerden olamadım. Ben daha ziyade saatler süren doğumu sonrası artık sabrı kalmayıp doktoruna küfredip ‘give me drugs!!’ yani ‘çabuk bana ağrı kesici ilaç ver!!!’ diye ortalığı ayağa kaldıran daha sonra da panik halinde verilen morfin sonrası mutluluk sarhoşu olan bir anneydim! Ama o hissiyat zaman geçtikçe ve oğlumla biz tanıştıkça giderek yoğunlaştı ve şu an size tarif edemeyeceğim kadar büyüyüp kalbimi sıkıştırır hale geldi…

Eve geldikten sonra kendimi çok çömez hissetim bir süre. Düşünsenize yıllar boyunca okumuşum, üniversite, master, sonra çalışıp yönetici olmuşum ama bir bebek altı değiştirmemişim. Benden beklenenleri güzelce sunduğum ve çoğu zaman sabah gidip akşam çıktığım bir ofisim, belli bir rolüm varken birdenbire esas görevi bolca süt yapıp gözlerini açmaktan aciz 3 kiloluk birşeyi besleyip altını temizlemek olan birisi oldum. … Yani epey bir bocalama oldu geriye baktığımda bu görev değişikliği benim için…

Kurtlu bir insan olduğum için doğumdan üç gün sonra araba kullanıyordum, bir ay sonra da 5 saatlik yola gezmeye gittim ama yine de hayat artık eskisi gibi değildi. Bir kere Demir’in bezleri, ıslak mendili, biberonu, süt pompası ve tüm yan gereçleri, yedek kıyafetleri, battaniyesi, arabası derken evin yarısını kaplumbağa (ya da hatırlayanlar için bkz: Cevat Kelle) gibi yanımızda taşımaya başlamıştık. Ama ilk birkaç ay arabasının tam yatan bir basineti olduğundan orada uyutup dışarıda rahatlıkla yemek yemeye çıkıyorduk.

Dedim ya yavaş yavaş birbirimize alışıyorduk, ama o kadar çok yoruluyordum ki itiraf edeyim içten içe hamilelik iznim bitince ofise dönme hayalleri kuruyordum bazen. Ama bir yandan da ondan ayrı kalmak fikri bana öyle zor geliyordu ki düşününce kalbim sıkışıyordu. Demir ile özgürlüğüm arasında bir gel git yaşadım anlayacağınız.

Tam o sırada Erol’un çalıştığı banka ile İsviçre’de bir projeye geçme şansı oldu. Biz de hep Türkiye’ye yakın olmak istediğimizden neden olmasın dedik, deneriz hatta belki orada kalırız. Beğenmezsek de geri döneriz. Revlon ile konuştum ve iznimin sonuna eklenecek ücretsiz izin aldım. Bununla birlikte 2.5 aylık İsviçre maceramız da başlamış oldu…

Reklamlar

Mayıs 26, 2011 tarihinde armut öncesi hayat içinde yayınlandı ve , , , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin. Yorum yapın.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: