Yurtdışında Yaşam: İngiltere. Sıcağı sıcağına bir yurt dışına taşınma hikayesi…

Arkadaşım Gaye,  (İngiliz) eşi ile birlikte İstanbul’dan İngiltere’ye taşındı birkaç hafta önce. Haftasonu ondan taşınma maceralarını anlatan duygu yüklü şahane bir e-mail geldi. Bir kez daha gördüm ki taşınmak her ülkede ayrı macera!  Bana hep soruyorlar, yurtdışında yaşam nasıl birşey. Yaşamadan anlaması zor, ama bunu yaşayan birisinin ağzından dinlemek en etkili yöntem herhalde.  Gaye de bunu nefis bir dille birinci ağızdan ve hissederek paylaşmış. Ondan izin alıp bu mesajı sizlerle  paylaşmak istedim… Elbette herkesin tecrübesi kendine özel, ama ben aşağıda yazılanlarla öyle paralel şeyler yaşadım ki, okuyunca 2002 yılına ışınladı beni! Üstelik armut.com’u İngiltere’ye de açıp ona uçurasım geldi resmen tamircileri : )
……………………………………………………………………………………………………………..
İngiltere’den Sevgiler!
Merhaba herkese….
Uzun zamandan beridir sadece cep telefonuna gelen mesajlara ya da Facebook’tan gelen maillere kisacik cevaplar yazabildim, bu nedenle oncelikle ozur dilerim. Ingiltere’ye geldigim bu ilk 3 haftanin sonunda ancak biraz zaman bulabildim  ve oturup sizlere toplu bir mail atmak istedim… Aslinda biraz da homesick hissettigim bir gun bugun, biraz once annemi ugurladim Istanbul’a; dun gece beraber televizyon izlerken Istanbul cikinca aglamaya basladim ve bu saate kadar da duramadim. Aslinda sanirim insan bir ulkeye cok ama cok isteyerek giderse hemen adapte olabiliyor. Kendimi kisitlamak istemiyorum ama bu benim durumum degil; en azindan simdilik…
Ilk 3 hafta nasil gecti dersek, biraz karisik… Ilk once tasinmayla baslayayim… Bilmeyenleriniz icin, yaklasik 2 yildir suregelen ev bulma cabamiz Mart 2011’de sona erdi ve Guildford’da 1902 yilinda insa edilmis cok sevimli kutu gibi bir ev aldik. 2. derece tarihi eser sayiliyor (iyi mi kotu mu tartisilir??). Evimiz 4 oda, bir yemek ve bir de oturma odasi var. Ama toplamda 112 m2 ve bu Ingiltere icin oldukca iyi bir olcu. Tahmin edeceginiz uzere tasinma oncesi ve sonrasinda evin ebadi ve yasi ile ilgili pek cok sorunumuz oldu.  Tum ev bastan asagiya bir insaat alanina dondu 5 ay boyunca ve biz tasindigimizda hala insaati devam eden alanlar vardi banyo ve mutfak gibi… Ingiltere cok kurallari olan bir ulke ve burada yasamak o nedenle benim gibi TR’den gelen biri icin oldukca zor. Duzen seven bunyeler kaldirabilir ama ben henuz sindiremedim olayi.
Ilk once evin her yerinde yapmak istedigimiz en kucuk degisiklik icin bile yetkili otoriteden izin almaniz gerekiyor. Mesela biz kapi kolunu degistirmek istedik bir odanin, kapi kolu 100 yillik deyip izin vermediler. Izin icin basvurunca sira var ve 2 aydan once eve gelip gormek icin randevu vermiyorlar. Sonra evi group, gidip uzman cagirmak icin bir 2 ay daha bekletiyorlar. Sonra cevap 2 ayda geliyor. Yani toplamda bir kapi kolu bile 6 ayda degisiyor… Tabi ben bir Turk olarak sistemin etrafindan dolasma yollari aradim ama Andy buraya gelince kendi ulkesinin kurallarina hemen uyum sagladi ve bana hayir dedi. Ben de renovasyonu yuruten mimar ile isbirligine girmeyi tercih ettim. Andy’i Ian ikna etti 😉  Neredeyse her orijinal seyi koruduk. Evin camlari bile 100 yasinda, simdi kullanilan teknoloji ile yapilmadiklari icin camlar sirli ve buyutec gibi her biri. Hele 1.kat oturma odasinda bir tane minik cam var ki oradan aya bakinca kraterleri bile goruyorum- teleskop gibi… Bilenleriniz icin patlayan borular, akan tavanlar, evi basan orumcekler ve hijyen krizlerim ile ilgili detaylara girmiyorum. Ama ozetle 3 temizlik sirketi ve 1 mimarlik sirketi benim yuzumden Andy’e istifalarini sundular ?!? Ayakkabilarini cikarmayan agzi bozuk 3 tasinma sirketi elemani isi birakip gittiler, sonra geri geldiler. Ben de onlardan oc almak icin ictikleri caya karbonat karistirdim!
Evin kaba insaati bitince 1 yildir depoda bekleyen mobilyalari tasidik. Buraya getirdigimiz tum esyalarin olculerini alip hangi odaya hangisini koyacagimiza karar vermistik, geri kalani atildi. Ancak tasinma gunu gelince ufacik bir hata yaptigimizi fark ettik; odalarin olcusunu almisiz ama o esyalarin gececegi kapinin ve donerek cikacagi merdiven bosluklarini olcusunu almamisiz. Boylece kucuk GEP ve AP evlerinin bahcesinde bir ev dolusu esya, daracik bir kapi ve bizi bekleyen tasinma sirketi elemanlari ile yagmur altinda birbirlerine bakakaldilar… Gunun sonunda tum yatak odamiz, 3 sofamiz, 2 dolabimiz gerisin geriye depoya gitti. Biz de agizimizda ve cebimizde kocaman bir aciklik ile kaldik… Kalan esyalari kapiyi ve kapi cercevesini sokerek eve sokusturduk… Ingiltere’de servis sektoru cok ama cok zayif. Handy man diyebileceginiz zanaatkar adamlar yok, paran olsa bile yaptiracak adam yok. Perdelerim hala kutuda cunku burada kornis diye bir kavram yokmus, simdilik cingeneler gibi carsaf gerdik evin camlarina yatak odalarinda.  Siparis verdigimiz her mobilya en erken 6 haftada geliyormus, Ingilizler stoklu calismiyorlar. Su anda yere yataklari koyduk ve kamp kurduk resmen! Kokteyl havasinda her aksam yemegimiz, tabagini alan bir kosede ayakta duruyor… Elbiseler kutularda cunku dolabimiz yok… Beni dusunun ayni kotu ve tisortu ayni haftada 3 kere giydim!!!!! Tek basima 4 Irlandali tasima elemanina ayakkabilarini cikarmazlarsa evime giremeyeceklerini anlattim, onlar da aldigimiz kutuphaneyi birakip gittiler, allahtan musteri memnuniyeti cok onemli, telefonda mudurlerine oyle tehditler savurdum ki geri gelip pasa pasa kurdular. Ama bana bir disclaimer imzalattilar “ayakkabilarini cikardiklari icin ayaciklarina birsey duser ve uf olursa ben oderim” diye!!! Geri kalanini “How to Settle in UK” isimli kitabimda detayli olarak anlatacagim…
Simdi de biraz hayattan ornekler:
  • Ingilizler sira severler, hem de nasil. Ozellikle en uzun siranin arkasina eklenirler, cunku zaten bir yerde kuyruk yoksa o makine ya bozuktur ya da o servis elemani o sirada tatildedir… Sen de gidip aslinda bozuk olmadan makineden bir sey alinca guzel boncuk mavi gozleriyle bakarlar…
  • Ingilizler acayip saygilidir, metroda bile yakana “baby on board” yazili kokart takip binersen hemen herkes yer verir. 45 kiloyum ama karnima yastik baglayip binmeyi dusunuyorum metroya, baska turlu yer bulmak imkansiz…
  • Ingilizler sadece kendileri uymaz baskalarini da gozetler kurala uymalari icin; kapimizdan gecen gun bir not atildi, muhitimizde iyi giyimli bir yabancinin resim cektigini gormusler. Ozellikle bizim sitenin fotograflarini cekmis. Yan sitedeki kadin group bizim sitedeki Neighbour Watch uyesine haber vermis. O da usenmeyip her eve tek tek memo yazmis. Bizi kapiyi kilitlememiz icin uyariyorlar!
  • Ingilizler deli gibi urerler! Her ciftin minimum 2 cocugu var, bizim sitede de durum boyle… Gecen gun 3 agabeyi minik kiz kardeslerini sikistirmis kiza “underwear” dedirtip guluyorlardi, bu sadece bir evde 4 cocuk demek. Toplam 15 ev var! Gerisini siz dusunun!
  •  Ingilizler erken yatip erken kalkarlar, boylece ot gibi yasarlar ama sagliklidirlar…
  • Ingilizler her yere yururler bu nedenle taksi vs gibi medeni tasima hizmetleri burada yoktur – olanlarda ates pahasidir… Size 3 haftada bacak ve popo kaslarimin ne kadar toparlandigini anlatsam inanmazsiniz!
  • Ingiliz kadinlar manikur pedikur yaptirmazlar, biyik kas almazlar, dogal guzellikleri onlara yeter… O nedenle manikur ya da pedikur benim gibi turistleri kaziklamak icin sunulan gostermelik servisler arasindadir… Parmak uclarina yag surup, ayagini oksayip 100 pound alirlar. Kas almak demek suratina kocaman bir agda bandi yapistirip seni tuysuz birakmalari demek…
  • Ingiliz kadinlari corap giymez, ama usutmez de… Hele tasa otursa bile 3 adet cocuk dogurabilir. Boylece gozlemsel deneyimlerime dayanarak sunu soyleyebilirim, tasa oturursan cocugun olmaz iddiasi ya yalan ya da bundan muzdarip olan tek genler biz Turklere ait…
  • Ingilizler kontakt lens satmak icin bile 3 ayri assessment yaparlar- eye test/contact lens test/fitting test… Eger bunlari survive edersen sana TR’nin 10 katina lens satarlar…
  • Ingilizler kuru temizleme icin servet harcarlar cunku bunun cok pahali olmasi gereken bir hizmet olduguna inanmislardir. Bir yagmurluk 120TL’ ye temizlenir. Bu nedenle sanirim kimse yagmur da yagsa yagmurluk giymiyor. Ben simdiden en karli musterileriyim, haftada 2 kere gidiyorum. Para da versen kuru temizleme yikanmis gomlek utulemiyor, ancak onlara kirli goturup yikayin ve utuleyin dersen yapiyorlar… O nedenle anlasamadik henuz. Ama TR’de olmayan ilginc hizmetler var, mesela gomlek katlama hizmeti. Eger kocaniz seyahata cikacaksa ve cici gomlekleri burusmasin istiyorsaniz gomlek basina 18TL’ye katliyorlar…
  • Ingilizler ayakkabi bakimi yapmaz, lostra kavrami gecen yuzyilin basinda kaybolmus, native speaker’lar bile “cobbler” kavramini bilmiyor – bir adet buldum Londra’da ve adam Turk!
  • Ingilizler uzerine uymayan kiyafeti almaz, terziler pantolon pacasini 50TL’ye kisaltiyorlar!
………………………………………………………………………………………………………
Gayecim, İstanbul’un sana çoook selamı var. Tecrübeni paylaştığın için tekrar çok teşekkürler!
Reklamlar

Ekim 18, 2011 tarihinde yurtdışında yaşam içinde yayınlandı ve , , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin. 5 Yorum.

  1. Tamamını okudum ve eğer yazılanlar samimiyse, Somali’de yaşamyı, İngiltere’de yaşamaya tercih ederim!

  2. Merhaba,

    Bana Ankara anlaşması ile ilgili bilgi verebilecek kimse varmı? Eşimle İngiltereye yerleşmeyi düşünüyoruz, Minasu hanım siz benle yaşadıklarınızı ve bildiklerinizi paylaşırsanız sevinirim. Kime güvenmeli bu konu için hiç bilemiyoruz….

  3. INGILISCENI BILMEDEN GIDERSEN NASYL OLUR ARKADASLAR

  4. demekki herş dışarıdan görüldüğü gibi olmuyor

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: